Küresel finans mimarisi, özellikle son yıllarda yaşanan jeopolitik kırılmalar ve ekonomik yaptırımlarla birlikte uzun süredir iddia edilen tarafsızlığını yitirdi. Artık ödeme altyapıları yalnızca ticaretin akışını sağlayan teknik kanallar değil, uluslararası siyasette doğrudan birer iktisadi müeyyide ve baskı aracı. Tam da bu nedenle ulusal ekonomilerin kendi egemen ödeme sistemlerini inşa etmesi, soyut bir prestij arayışı olmaktan çıkıp açık bir ulusal güvenlik ve bağımsızlık meselesine dönüştü. Türkiye’nin Bankalararası Kart Merkezi (BKM) öncülüğünde hayata geçirdiği TROY, yurt içi işlemlerde finansal verinin ülke sınırlarında kalmasını sağlarken, işlem komisyonlarının yerel bankacılık ekosisteminde dönmesine zemin hazırlayarak bu doğrultuda hayati bir adım attı.
Fakat madalyonun diğer yüzü, sınırların ötesine geçildiğinde başka bir gerçeği fısıldıyor. TROY’un yurt dışı operasyonlarında hâlâ Discover veya Diners Club gibi Batı merkezli küresel ağlara sırtını dayamak zorunda kalması, sistemin vadedilen stratejik hedeflerini ister istemez kısıtlıyor. Çift logolu kart formülüyle yurt dışına her çıkıldığında veya yabancı bir siteden işlem yapıldığında, o kaçınılan komisyonlar yine küresel aracılara akıyor. Bu darboğazı aşmanın yegâne yolu ise benzer jeopolitik kaygılar taşıyan ve kendi bağımsızlığını arayan diğer ülkelerin yerel kart şemalarıyla doğrudan, aracısız takas ve mutabakat ağları örmekten geçiyor.
Dünyaya baktığımızda bu yolu açan çok güçlü emsaller görüyoruz. Çin’in 2002’de devlet eliyle kurduğu UnionPay, bugün Visa ve Mastercard’ın en büyük küresel alternatifi konumunda ve Asya’dan Afrika’ya, Latin Amerika’ya uzanan kabul edilebilirliğini doğrudan ikili anlaşmalarla inşa etti. Hindistan’ın RuPay sistemi, iç pazardaki muazzam hakimiyetinin yanı sıra Singapur, Birleşik Arap Emirlikleri, Nepal ve Umman ile kurduğu doğrudan köprülerle Batı dışı coğrafyalara açılmayı başardı. 2014 Kırım yaptırımlarının ardından doğan Rusya’nın Mir sistemi, 2022’de Batılı kart devlerinin ülkeden tamamen çekilmesiyle tek can simidi haline geldi ve Avrasya Ekonomik Birliği, Vietnam, Küba ile Belarus hattında kendi takas ilişkilerini kurdu. Brezilya’nın büyük bankalarının sırtladığı Elo ise benzer şekilde sınır ötesi operasyonlar için alternatif ittifaklar arayışında.
TROY’un bu muadillerle doğrudan sistemden sisteme protokoller geliştirmesini zorunlu kılan gerekçeler son derece somut ve stratejiktir. İlk ve en hayati neden, jeopolitik bağışıklık kazanmak ve tek taraflı yaptırım risklerini bertaraf etmektir. Tek bir başkentin siyasi kararıyla şalteri indirilebilen küresel ağlara karşı TROY ile RuPay, UnionPay ya da bölgesel takas merkezleri arasında açılacak doğrudan kanallar, üçüncü bir ülkenin keyfi kararlarının iki dost ülke arasındaki ticareti veya turizmi felç etmesini engeller.
İkinci büyük gerekçe, rezerv para bağımlılığını kırmak ve kur makasını ortadan kaldırmaktır. Mevcut geleneksel sistemde Türk lirası ile yapılan sınır ötesi harcamalar dahi genellikle önce dolara ya da avroya, ardından hedef ülkenin parasına çevrilir. Tüketiciye çifte kur farkı ve ilave maliyet yükleyen bu dolambaçlı yapı, TROY’un diğer yerel sistemlerle kuracağı doğrudan entegrasyon sayesinde aşılabilir; TL-Rupi veya TL-Yuan gibi yerel para birimleriyle doğrudan netleştirme yapılmasına imkân tanır.
Buna turizm ve sınır ötesi ticaretin doğrudan canlanmasını da eklemek gerekir. Türkiye her yıl milyonlarca yabancı misafiri ağırlayan devasa bir cazibe merkezi. Körfez’den, Çin’den, Hindistan’dan ya da Orta Asya Türk Cumhuriyetleri’nden gelen bir turistin kendi cebindeki kartla burada, bir Türk vatandaşının da TROY kartıyla o ülkelerde hiçbir üçüncü küresel aracıya tek kuruş komisyon kaptırmadan harcama yapabilmesi, iki taraflı ticaretin önündeki görünmez duvarları kaldıracaktır. Üstelik bu doğrudan hatlar, vatandaşların harcama alışkanlıkları ve sermaye akışları gibi son derece hassas finansal verilerin yabancı sunucular yerine sadece işlemi gerçekleştiren merkez bankaları ve yerel takas kurumları nezdinde kalmasını sağlayarak veri egemenliğini de garanti altına alır.
Bugün gelinen noktada TROY, yurt içinde kamu kurumlarının ve bankaların desteğiyle pazar payını hızla artırmış, BKM altyapısıyla yüzde yüz yerli ve bağımsız bir yapı kurmuştur. Ancak yurt dışında tablo hâlâ çift logolu mecburiyetlerle sınırlıdır. Rezerv para birimleri üzerinden ödenen komisyonlar devam ederken, Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam İşbirliği Teşkilatı nezdindeki ortak takas platformu arayışları henüz taslak aşamalardan operasyonel düzleme tam anlamıyla geçebilmiş değildir. Bu dönüşümün önündeki en büyük yapısal engeller ise EMV çip standartları ve ortak API protokolleri gibi teknik uyum meseleleri ile Batı finans sisteminin kurduğu ikincil yaptırım baskısıdır.
TROY’un kağıt üzerindeki yerlilikten çıkarak gerçek anlamda tam bir finansal bağımsızlık sembolüne dönüşmesi, Türkiye sınırları içindeki başarısını sınır ötesine nasıl taşıyacağına bağlıdır. Çözüm, oligopol kart tekellerine komisyon ödemeye devam eden çift logolu yamalar yapmakta değil; RuPay, UnionPay ve kardeş coğrafyaların sistemleriyle doğrudan takas köprüleri inşa etmektedir. Türkiye’nin öncülüğünde Türk Devletleri Teşkilatı ve Asya-Orta Doğu ticaret ortaklarıyla kurulacak bir "Çok Taraflı Yerel Kart Takas İttifakı", hem finansal veri güvenliğimizi zırha bürüyecek hem de çok kutuplu yeni dünya düzeninin en somut iktisadi kalesi olacaktır.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.
Yorum Yaz
Yorumunuz yayımlanmadan önce onaylanır.