Kelimeler yalnızca düşüncelerimizi anlatmaz; zamanla düşünme biçimimizi de şekillendirir. Bu nedenle kullandığımız kavramların ne anlama geldiğini, hangi tarihsel şartlarda ortaya çıktığını ve bugün hangi anlamı taşıdığını yeniden değerlendirmek gerekir. Özellikle kimlik, inanç ve aidiyet bildiren kelimelerde bu dikkat daha da önemlidir.
Bir insan Müslüman olur. Müslümanlık, dışarıdan desteklenen bir düşüncenin taraftarlığı değil; kişinin doğrudan imanını ve aidiyetini ifade eder. Bu nedenle “Müslüman” sözü zaten başlı başına yeterli ve güçlü bir tanımdır. Aynı şekilde insan Türk olur. Türklük de bir kişinin millî mensubiyetini ifade eder. İnsan mensubu olduğu kimliğin dışarıdan destekçisi değil, doğrudan taşıyıcısıdır.
Burada “İslamcı” veya “Türkçü” kavramlarını kullanan insanların tamamını aynı kalıba sokmak doğru değildir. Türkçüyüm diyen insanların ezici çoğunluğu kafatasçılıktan, ırk üstünlüğünden veya başka milletleri aşağılamaktan söz etmemektedir. Aynı şekilde İslamcı olduğunu söyleyen insanların büyük bir kısmı da herkesi dışlayan, hayatı daraltan veya kendisi gibi düşünmeyenleri düşmanlaştıran bir anlayışı savunmamaktadır.
Bu kavramları kullanan birçok insan aslında milletine, dinine, tarihine ve medeniyetine sahip çıkma iradesini anlatmak istemektedir. Onların amacı çoğu zaman ayrıştırmak değil, korumak; dışlamak değil, ait olduğu değerlerin kaybolmasına engel olmaktır. Bu gerçeği görmeden insanları yalnızca kullandıkları bir kelime üzerinden suçlamak veya mahkûm etmek hakkaniyetli olmaz.
Ancak insanların niyetlerinin iyi olması, kullandığımız kelimelerin hiç sorgulanmayacağı anlamına da gelmez. Çünkü dilde niyet kadar kavramın yapısı ve taşıdığı anlam da önemlidir. “-cı” veya “-cü” eki çoğu zaman bir düşüncenin, grubun, mesleğin, hareketin ya da ideolojinin taraftarı olmayı ifade eder. Bu nedenle bir kimliğin doğrudan mensubiyetiyle, o kimliğin siyasal veya fikrî savunuculuğunu birbirinden ayırmak gerekir.
Müslümanlık bir inançtır. İslamcılık ise tarih içinde ortaya çıkmış siyasi, fikrî ve toplumsal yorumların ortak adı olarak kullanılmıştır. Türklük bir millî kimliktir. Türkçülük ise Türk kimliğini merkeze alan fikrî ve siyasi bir yönelişi ifade eder. Bunlar birbirine yakın olabilir; ancak tamamen aynı şeyler değildir.
Bir insan Müslüman olduğu hâlde kendisini İslamcı olarak tanımlamayabilir. Çünkü onun açısından İslam yalnızca siyasi bir görüş veya toplumsal proje değil, hayatının tamamını kuşatan bir inançtır. Bir insan Türk olduğu hâlde kendisini Türkçü olarak tanımlamayabilir. Çünkü Türklüğü onun için bir ideolojik tercih değil, zaten sahip olduğu millî kimliktir.
Bunun tersi de mümkündür. Bir kişi kendisini İslamcı olarak tanımlayabilir ve bununla İslam’ın toplumsal hayatta daha görünür ve etkili olmasını savunduğunu anlatabilir. Bir kişi Türkçü olduğunu söyleyebilir ve bununla Türk dilini, kültürünü, tarihini ve milletinin geleceğini korumayı kastetmiş olabilir. Burada esas olan, insanların neyi kastettiğini anlamak ve kavramları gelişigüzel suçlama aracına dönüştürmemektir.
Fakat geçmişte üretilmiş kavramları bugün hiçbir değerlendirmeye tabi tutmadan kullanmak da doğru değildir. Her dönemin kendi siyasi şartları, tartışmaları, tehdit algıları ve düşünce kalıpları vardır. Bir kelime yüz yıl önce ihtiyaç duyulan bir mücadeleyi anlatmış olabilir. Ancak bugün aynı kelimenin toplumda nasıl anlaşıldığını, hangi çağrışımları oluşturduğunu ve anlatmak istediğimiz şeyi gerçekten doğru biçimde ifade edip etmediğini sorgulamalıyız.
Dilin doğru kullanılması yalnızca bir edebiyat meselesi değildir. Dil, toplumsal huzurun, düşünsel berraklığın ve karşılıklı anlayışın temel araçlarından biridir. Yanlış yerde kullanılan bir kelime, iyi niyetli bir düşünceyi sert, dışlayıcı veya tehditkâr gösterebilir. Yerli yerinde kullanılan bir kavram ise tartışmayı sakinleştirir, insanları birbirine yaklaştırır ve neyin savunulduğunu açık hâle getirir.
Bugün yapılması gereken, geçmişin kavramlarını bütünüyle reddetmek değil; onları yeniden düşünmektir. Hangi kelimenin kimliği, hangisinin ideolojiyi, hangisinin taraftarlığı ve hangisinin siyasi programı ifade ettiğini ayırmalıyız. Çünkü kimlik başka, kimliğin ideolojik yorumu başka; aidiyet başka, taraftarlık başka; inanç başka, inancın siyasi biçimde örgütlenmesi başka bir şeydir.
Bir insan Müslümanlığıyla övünebilir, İslam’ın değerlerini savunabilir ve hayatını bu inanca göre yaşayabilir. Bunun için kendisini mutlaka “İslamcı” olarak tanımlamak zorunda değildir. Bir insan Türk kimliğiyle gurur duyabilir, milletinin dilini, tarihini ve geleceğini korumaya çalışabilir. Bunun için de kendisini mutlaka “Türkçü” olarak adlandırması gerekmez.
Elbette isteyen insan bu kavramları kullanabilir. Burada yapılması gereken yasaklamak veya insanları etiketlemek değildir. Asıl ihtiyaç, kullanılan kelimenin anlamını bilmek ve neyi ifade ettiğimizi açıkça ortaya koymaktır. Çünkü sorun çoğu zaman insanların taşıdığı değerlerde değil, kavramların belirsizliğinde ve birbirine karıştırılmasındadır.
Müslümanlık bir taraftarlık değil, inanç ve teslimiyettir. Türklük bir propaganda başlığı değil, tarihî ve millî bir mensubiyettir. İslamcılık ve Türkçülük ise belirli dönemlerde ortaya çıkmış fikrî ve siyasi kavramlardır. Bunların her biri kendi yerinde kullanılmalı, biri diğerinin yerine geçirilmemelidir.
Dili doğru kullanmak insanları birbirinden uzaklaştırmaz; aksine niyetleri daha anlaşılır hâle getirir. Geçmişte oluşmuş düşünceleri yeniden değerlendirmek de geçmişe saygısızlık değildir. Bilakis o düşünceleri bugünün şartlarında daha doğru, daha güçlü ve daha anlaşılır biçimde ifade etmenin yoludur.
Kelimeleri suçlamak yerine anlamlarını berraklaştırmalı, insanları etiketlemek yerine neyi savunduklarını dinlemeliyiz. Ancak aynı zamanda mensubiyetle taraftarlığı, inançla ideolojiyi, kimlikle siyasi yönelişi birbirine karıştırmamalıyız.
Çünkü doğru düşünmenin yollarından biri de doğru kelimeyi, doğru yerde kullanmaktır. Milliyetçi yaklaşımın idolü Şehit Muhsin Yazıcıoğlu, Türkçülük günü yerine Türklük Günü demeyi, tesadüfen tercih etmiş değildir.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.
Yorum Yaz
Yorumunuz yayımlanmadan önce onaylanır.