RÜŞVETİ CEZA DEĞİL, ŞEFFAF SÜREÇ BİTİRİR

Rüşvet yalnızca bir memurun para alması değildir. Rüşvet, hakkın kurala göre değil; ilişkiye, paraya ve yakınlığa göre dağıtılmasıdır. Bu nedenle rüşvet bir ahlâk probleminden önce devlet düzeni problemidir. Yaygınlaştığında dürüst çalışan cezalandırılır, işini bağlantıyla çözen ödüllendirilir. Vatandaş devlete başvurmak yerine aracı aramaya başlar.

Türkiye’de rüşvetin biçimi de değişmiştir. Artık mesele yalnızca bir masanın altında verilen para değildir. Kamu ihalelerinde rekabetin daralması, istisnaların olağan hâle gelmesi, görevlendirmelerde liyakat yerine yakınlığın öne çıkması, imar ve ruhsat kararlarının nasıl verildiğinin bilinmemesi de rüşvet düzeninin parçalarıdır.

Bu sorunu yalnızca cezaları ağırlaştırarak çözemeyiz. Cezalar elbette gereklidir. Ancak kararlar kapalı kapılar ardında alınıyor, kamu harcamaları izlenemiyor ve yetki kullananlardan hesap sorulamıyorsa en ağır cezalar bile yeterli olmaz.

Rüşvetin gerçek çözümü, rüşvet alınsa bile işe yaramayacağı bir sistem kurmaktır.

Bunun yolu BüyükAile’nin Şeffaf Süreç Yönetimi anlayışından geçmektedir. Vatandaş bir ruhsat, yardım, ihale, teşvik veya imar işlemi için başvurduğunda dosyasının nerede olduğunu görebilmelidir. Dosya kimin önünde bekliyor, karar için hangi belgeler gerekiyor, işlem ne zaman sonuçlanacak ve ret gerekçesi nedir? Bunların tamamı kayıt altında olmalıdır.

Belirsizlik rüşveti, açıklık ise güveni büyütür.

Rüşvetin önemli kaynaklarından biri de gereğinden fazla izin ve onay sistemidir. Bir işin tamamlanması için onlarca imza gerekiyorsa her masa ayrı bir pazarlık alanına dönüşür. Can güvenliği, çevre ve şehircilik gibi alanlarda ön denetim sürmelidir. Ancak düşük riskli işlemlerde izin yerine bildirim ve sonradan denetim uygulanmalıdır.

Vatandaşın işini yapabilmesi bir memurun kişisel takdirine bağlı olmamalıdır. Memurun yetkisi bulunmalı fakat kullandığı yetkinin gerekçesi herkes tarafından görülebilmelidir.

Kamu ihaleleri de yalnızca elektronik ortamda yapılmakla şeffaf hâle gelmez. Şartnameyi kimin hazırladığı, yaklaşık maliyetin nasıl hesaplandığı, kaç şirketin teklif verdiği, diğer tekliflerin neden elendiği ve işi alan şirketin geçmiş performansı açıklanmalıdır.

BüyükAile modelindeki Şeffaf Koridor, kamu ihalelerinin ve yatırımlarının halka açık takip alanı olmalıdır. İhale şartnameleri önceden yayımlanmalı; üniversiteler, meslek kuruluşları, firmalar ve vatandaşlar yönlendirici şartları, maddi hataları ve gereksiz maliyetleri bildirebilmelidir.

Halk yalnızca ihaleyi kimin kazandığını değil, neden kazandığını da bilmelidir.

Rüşvetin bir başka sebebi, yetkinin merkezde toplanmasına rağmen sorumluluğun belirsiz kalmasıdır. Yereldeki görevli “Merkez istedi”, merkezdeki yönetici ise “Yerel uyguladı” diyerek sorumluluktan kaçabilmektedir.

Yetki, hizmetin verildiği yerde bulunmalıdır. Ancak her karar dijital olarak kayıt altına alınmalı ve sonradan bağımsız biçimde denetlenmelidir. Kararı alan, onaylayan, denetleyen ve itirazı inceleyen kişiler açıkça belli olmalıdır.

Mahalle AŞ gibi BüyükAile yapıları kamu işini kendileri yapmamalı; halk adına süreci izlemelidir. Belediyenin veya kamu kurumunun yerine geçmeden, verilen sözlerin tutulup tutulmadığını, işin doğru fiyatla ve zamanında tamamlanıp tamamlanmadığını denetlemelidir.

Üst düzey yöneticilerin, belediye başkanlarının ve kamu ihalelerinde karar verenlerin çıkar ilişkileri de gizli kalmamalıdır. Kamu ile iş yapan şirketlerle kendilerinin veya yakınlarının bağlantıları bulunuyorsa açıklanmalı, ilgili kişi karar sürecinden çekilmelidir.

Ayrıca yolsuzluğu bildiren kamu görevlisi korunmalıdır. Bir kurumda yanlışlığı çoğu zaman ilk gören yine o kurumun çalışanıdır. Ancak ihbarda bulunan görevini kaybedeceğinden korkuyorsa sistem sessizliği ödüllendiriyor demektir.

BüyükAile’nin Ayna Mekanizması ve Sistemetik yapısı burada devreye girmelidir. Sürekli aynı firmaya verilen ihaleler, olağan dışı fiyat artışları, bir görevlinin önünde uzun süre bekleyen dosyalar ve sık kullanılan istisnalar otomatik olarak işaretlenmelidir.

Rüşvetle mücadele, bütün memurları suçlu görmek değildir. Dürüst çalışan kamu görevlisine insanca yaşayacağı ücret verilmeli, liyakatle yükselme imkânı sağlanmalı ve siyasi ya da kişisel baskılara karşı korunmalıdır.

Rüşvet yalnızca kötü insanların eseri değildir. Kapalı kararlar, gereksiz izinler, belirsiz yetkiler, denetlenmeyen ihaleler ve gizli çıkar ilişkileri zamanla dürüst insanları da bozar.

Bu nedenle çözüm yalnızca rüşvet alanı yakalamak değildir. Hiçbir kararın gizlenemediği, hiçbir dosyanın keyfî biçimde bekletilemediği, hiçbir kamu harcamasının halktan saklanamadığı bir düzen kurmaktır.

Devletin gücü cezaların sertliğinden önce süreçlerin açıklığından doğar. Çünkü karanlıkta rüşvet büyür; şeffaflıkta ise barınamaz.