Sosyal Yardım mı, Sorunu Başlamadan Önleyen Sosyal Yatırım mı?
Biz sorun çıktıktan sonra para harcamayı çok iyi biliyoruz. Aile dağılıyor; danışmanlık, rehabilitasyon, sosyal yardım devreye giriyor. Genç bağımlılığın içine düşüyor; tedavi merkezi, sağlık gideri, güvenlik harcaması başlıyor. İnsan işsiz kalıyor; yardım paketi hazırlıyoruz. Afet oluyor; milyarlarca liralık kaynak seferber ediyoruz. Sonra bütün bunların adına da sosyal politika diyoruz.
Benim itirazım yardıma değil. Elbette dara düşene devlet de toplum da el uzatacak. Mesele şu: **Neden hep yangın çıktıktan sonra su arıyoruz?**
Bir ailenin parçalanmasının devlete ve topluma maliyetini hesaplıyor muyuz? O evde büyüyen çocuğun eğitimden kopmasının, suça veya bağımlılığa sürüklenmesinin, yıllarca sosyal desteğe ihtiyaç duymasının maliyetini topluyor muyuz? Bir mahallede gençlerin uyuşturucuya ulaşmasını engellemek için harcanacak bir lira ile, bağımlılık başladıktan sonra harcanacak yüz lira arasındaki farkı görüyor muyuz?
Ben buna Önleyici Sosyal Finans diyorum.
Sosyal finansı yalnızca ihtiyacı olana para vermek olarak görürsek eksik kalırız. Asıl mesele, sosyal sorunun doğmasını veya büyümesini engelleyecek yere önceden yatırım yapabilmektir. Yani parayı probleme değil, problemin oluşmasını engelleyecek sisteme yönlendirmektir.
Bir mahallede ailelerin dağılma riski artıyorsa aile danışmanlığını ücretsiz ve erişilebilir hâle getirin. Gençlerin boşlukta olduğunu görüyorsanız bağımlılık başlamadan spor, meslek, üretim ve aidiyet alanları kurun. Yaşlı yalnızlaşıyorsa hastane kapısında karşılaşmayı beklemeyin; mahallede sosyal temas sistemini oluşturun. Afet riski varsa enkaz kaldırmaya hazırlanmak kadar binayı, sokağı, mahalleyi önceden dirençli hâle getirmeye para ayırın.
Çünkü önlemek yalnızca insani değildir; aynı zamanda ekonomiktir.
Biz bütçeleri hazırlarken çoğu zaman görünen maliyeti hesaplıyoruz. Oysa asıl büyük rakam görünmeyen maliyettedir. Dağılan aile, eğitimden kopan çocuk, bağımlı genç, yalnız yaşlı, işsiz kalan baba, afette evini kaybeden vatandaş… Bunların her biri yıllarca devam eden ekonomik ve sosyal bir maliyet üretir.
Devletin görevi yalnızca yaraları sarmak olmamalıdır. Yara açılmasını azaltacak sistemi kurmak da devlet aklının bir parçasıdır.
Burada belediyelere de büyük görev düşüyor. Çünkü sosyal risk Ankara'daki bir tabloda başlamıyor; mahallede başlıyor. Muhtar görüyor, öğretmen görüyor, aile hekimi görüyor, komşu görüyor, esnaf görüyor. Ancak bu bilgiler birbirine bağlanmadığı için sorun büyüyene kadar sistem harekete geçmiyor.
O hâlde sosyal yardım sistemini yeniden düşünmek zorundayız.
Bir aileye her ay yardım etmek önemli olabilir. Fakat aynı aileyi sürekli yardıma muhtaç bırakan sebebi ortadan kaldırmıyorsak yalnızca sonucu finanse etmiş oluruz. Sosyal politikanın hedefi insanı yardıma bağımlı hâle getirmek değil, mümkün olduğu kadar yeniden kendi ayakları üzerinde durabilir hâle getirmek olmalıdır.
Bu nedenle bütçelerde yeni bir başlık açılmasını önemsiyorum: **Önleme Bütçesi.**
Kaç aile dağılmadan desteklendi?
Kaç genç bağımlılığa başlamadan sisteme kazandırıldı?
Kaç çocuk okuldan kopmadan yakalandı?
Kaç yaşlı yalnızlığa terk edilmeden sosyal çevreye bağlandı?
Kaç bina afet yaşanmadan güçlendirildi?
Başarıyı yalnızca “kaç kişiye yardım ettik?” diye ölçmeyelim.
Bir de şunu soralım:
Kaç insanın yardıma muhtaç hâle gelmesini engelledik?
İşte sosyal devletin bir sonraki aşaması burada başlıyor.
Krizden sonra yardım eden devlet değerlidir. Ama krizi önceden gören, riski ölçen, doğru yere küçük ama zamanında yatırım yapan devlet çok daha güçlüdür.
Çünkü bazen mesele daha fazla para harcamak değildir.
Parayı daha erken harcamaktır.
Bir aile dağıldıktan sonra yüz birim harcamaktansa, dağılmadan önce on birim harcamayı öğrenmeliyiz. Bir genç bağımlı olduktan sonra yıllarca mücadele etmektense, bağımlılığa götüren boşluğu önceden doldurmalıyız. Afetten sonra milyarlar bulabiliyorsak, afetten önce dayanıklılık için de kaynak bulabilmeliyiz.
Sosyal yardım elbette devam edecek.
Ama artık yalnızca yarayı saran değil, yaranın açılmasını da önleyen bir modele geçmeliyiz.
Ben buna yardım değil, **insana yapılan erken yatırım** diyorum.
Ve kanaatimce geleceğin gerçek sosyal politikası da burada yatıyor:
Sorun çıktıktan sonra insanı kurtarmak değil; mümkünse sorun oluşmadan insanı korumak.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.
Yorum Yaz
Yorumunuz yayımlanmadan önce onaylanır.